Showing posts with label kosu. Show all posts
Showing posts with label kosu. Show all posts

Thursday, July 5, 2012

lightweight

Saniyorum bu ekibin arasinda en lightweight olan benim :( yaklasik bir sene once kosmaya basladim, bu sene Bozcaada 10K kostum, yeni hedefim Avrasya 15K. Haftada 3-4 kere, toplamda yaklasik 25 km kosuyorum. Iphone nike+ app`i en buyuk destekcim :) Her ne kadar acik havada kosmayi tercih etsem de Sinan`in aksine ben bayagi bir spor salonunda da kosuyorum, hem daha kontrollu oluyor, hem de gercekten cok soguk havalarda kosamiyorum disarida, daha dogrusu disari burnumu bile uzatmak istemiyorum :)

`Kosan` insanlarla tanistikca cok mutlu oluyorum. Bu haftasonu da biriyle tanistim (algida secicilik mi yoksa eskisine gore daha mi cok kisi kosuyor etrafta?), hikayesi bana ilginc geldi, benim kademeli olarak ulasmaya calistigim MARATON seviyesine 1 senede gelmis - bir anda sigarayi birakmaya karar vermis, daha sonra 1 sene haftanin 3-4 gunu antreman yapmis ve sonunda LA maratonunu kosmus (tabii maratonun sonunda alerjik olmasin ragmen kendine uzatilan muzu da bilincsiz bir sekilde mideye indirmis ve yarisi sis bir sekilde tamamlamis). Bugune kadar kademeli olarak ilerledigimi, ve belirli bir seviyeye ulastiktan sonra eninde sonunda MARATON kosacagimi ve bunun dogru yontem oldugunu dusunuyordum, ancak tekrardan gordum ki kosu da kesin kurallar yok, engellerin tumuyle kafanda yarattigin engeller, bir senede de maraton kosulabiliyormus demekki...ben de su anda yeni hayaller kurmaya basladim, mesela seneye LA maratonunu ben de kossam diye...

Hepimizin basina geldigi gibi, benim de neden kostugum bayagi bir sorgulaniyor cevrem tarafindan, ozellikle kosularimi twitter ve facebook gibi ortamlarda paylastigim icin. Cok da alakam olmayan kisiler bile `Canses ne yapiyor?` diye soruyorlar, karsilastigimizda `neden` diye soruyorlar, hatta her gun gordugum kisiler bile hala bir anlam veremiyorlar. Ama hicbiri bilmiyor gercekten kosmanin bana ne kadar iyi geldigini, bana kendimi ne kadar iyi hissettirdigini, kosamadigim zamanlarda nasil huzursuz oldugumu. Tek uzuntum bu kadar gec kesfetmis olmam kosmayi, cook uzun seneler ben de Sinan`in bahsettigi gibi `ben kosamam ki` dusuncesindeydim. Halbuki oluyormus, kosuluyormus, nefes de aciliyormus kaslar da.

Yeni kosmaya basliyacaklara iki tane onerim var: dogru ayakkabilar (kesinlikle arastirin, inceleyin, bulun) ve Haruko Murakami `that`s what I talk about when I talk about running`.

Ve bu bir miktar oradan buraya atliyan ilk yazimi kisa bir haberle bitirmek istiyorum - bu cumartesi belgradda Adim Adim kosusu varmis (ben uyesi degilim ama mail geldi). Ekip  8.30'ta 4 Levent Çevre Pastanesi önünde bulusacakmis, 9.30 Start! Benim icin saati biraz gec, genelde saat 8 gibi hava asiri isinmadan Belgrad`da olmayi tercih ediyorum, ama ilgilenenler icin gerisi gelen mailden:

"İlk 6 ayın değerlendirmesi sonucu ödül törenimiz de olacak, en hızlı, en düzenli katılım ve en iyi kişisel gelişim kategorilerinde bakalım kimler kazanmış olacak...Koşacak, izleyecek, pasta-kurabiye-simit-meyve getirecek, gönüllü olarak çalışacak, öylesine takılacak herkesi bekleriz!
Internet üzerinden daha önce kayıt yaptırmadıysanız bu linkten hemen yapın! http://www.jotform.com/form/13454020135.
Ve Çaylaklarrrr....
AA'nın gönüllü antrenörü Kees Arendtz hoca ve Melis Abacıoğlu'nun desteğiyle "AA Çaylaklar-Rookies" grubunu başlatıyoruz! Bugüne kadar sadece yürüyen, ama koşuda kendisini geliştirmek isteyen herkesi AA Çaylaklar takımına davet ediyoruz! Amacımız önümüzdeki Avrasya yarışına kadar, yani 11 Kasım'a kadar Çaylaklarla koşu/yürüyüş karışımı ile 15 kilometrelik yarışı tamamlamak.
İlk buluşma bu cumartesi günkü AA Koşu'da olacak, katılmak isteyebileceğini düşündüğünüz eş-dost, anne-baba, teyze-amca herkese haber verebilirsiniz. Bu cumartesi günkü tanışma ve deneme yürüyüşü/koşusu sonrasında her hafta cumartesi günü ormanda antrenman koşusu yapılacak, Kees tüm Çaylaklara cumartesi günleri ücretsiz antrenman desteği ve bilgi verecek. Hadi harekete geçin, harekete geçirin, bu fırsat kaçmaz!"

Sevgiler

canses


Wednesday, June 20, 2012

Madem başladık

Madem başladık yazmaya, yazalım bizde nerden başladık nereye gidiyoruz.. İlk yumruğu atan Sinanko olduğuna göre sıra bende.. 


Grubun ağır vasıtası, zat-i halim, uzun senelerden beri amatör yüzme, lisanslı tenisten milli takımda yelken yapmaya kadar bir çok sporla uğraşmama rağmen, dönüp dolaşıp hep kendimi bi yerlerde koşarken buldum senelerdir. Yelkenden dolayı hep koşu için çok ağır olmamı söylemelerine rağmen, 'dizlerin gidecek' derlerken; hep koşmamın dizlerime olan baskısı, koşmamamın hayatıma olan baskısından az geldi.

İlk olarak 10 yıl önce İzmir fuarında bir tur, iki tur, üç tur derken kendimi haftada 50 km koşarken bulmuştum.. Ardından hayatımın bir dönemecinde, koşularım yollarla beraber rafta kaldı.. Tekrardan koşmaya başladığımda farklı bir hayatta, farklı bir kıtada, herkesin muhteşem düzenli koştuğu bir yerde, New York'ta yaşarken haftada 10K bile koşarken yoruluyordum. Sinanko'ya olan sözlerimi burada çok yakın eski bir 400 metreci arkadaşım, aynen babadan oğula geçermişçesine, benim Sinan'a söylediğim gibi bana söylemişti. 


'rahat ol, zamana bakma, istediğin yerde dururuz, yürürüz, sen sadece rahat ol!'.. 


Bu cümleler hep kafamın içinde dolanırken tekrardan koşmaya başladım ve 3, 5, 15km derken bu sefer haftada 50Km'de durmayıp devam ettim. Londra'ya exchange için taşınmam ve Londra maratonuna şahit olmam beni hep hayalim olan daha uzun mesafeler için bir start verdi ve 2009 NYC maratonuna kayıt oldum.. Haftada 100-120 kilometreler koşar hale geldiğimde artık attığım her adım benim için bir düşünme molası, bağırarak şarkı söylemek için bir konser, herhangi bir sorunu çözmek için ayrılmış özel bir vakit, hatta bazen yazmaya çalıştığım tezi düşünmek için bir konsantrasyon merkezi haline geldi. Ancak 4 kasım günü olan 42.2 kilometrelik yüzleşmeden tam 3 hafta önce yaptığım 35km lik uzun bir koşuda kaldırım farkını görmeyip boşa attığım bir adımın bana acı bir dersi oldu. Dizimdeki şişlik, boşa giden bacak, esneyen kaslar ve tendonlar bana Verrazano-Burrows köprüsündeki start hattını, Brooklyn'i, Queensboro köprüsünü, 1. Caddeden Bronx'a tırmanışı ve en önemlisi Central Park bitiş çizgisini bu sene göstermeyecekti.


Gittiğim yerde spor salonu bulamadığımda, yeni yerler görmek istediğimde, bildiğim bilmediğim şehirlerde kaybolmak istediğimde ilk hamlem hep spor ayakkabıma uzanmak oldu ve olmaya da devam  edecek. Geçen sene Sinan'ın gazıyla antremansız olsa da koştuğum Antalya yarı maratonundan sonra şimdi sıra yarım kalmış bir hesaplaşmayı tamamlamaya geldi. 


İlk hedef Avrasya maratonu.. 
Bu da bir kaç delinin Bodrum şubesinin maceraları..